01 Ağustos 2008

Çöken Kuran Kursu ve Açık Toplum: Türkiye

Sabah saatlerinde öğreniyorum cep telefonuma gelen mesajdan: "Konya'da kız öğrenci yurdu çöktü ilk belirlemelere göre 6 ölü var." Kendi kendime sordum, "hayda... yaz vakti ne öğrencisi? Ne yurdu?" Sonra yine kendi kendime düzelttim: "tabi ya, kuran kursu!"


Anadolu'nun ortası, Konya. Konya'ya 120 km uzaklıkta bir ilçe; Taşkent ve o ilçenin bir beldesi Balcılar. Özel bir vakfa ait olduğu belirtilen 3 katlı bir bina. Binada kalan 12-16 yaşlarında 40 civarında kız çocuğu. Ne yapıyorlar peki binada? Kuran öğreniyorlar. Bilmeyenler için söyliyeyim, bu kurslar, yurtlar çok yaygındır Anadolu'da. Tarikatların, cemiyetlerin yurtları. Kışın okullarına devam eden öğrenciler kalır, yazın kuran kursları içindir. Hepsi de temizdir, bakımlıdır, sıcaktır, 3 öğün yemek vardır. Dar gelirli, kırsal kesimde yaşayan dar gelirli aileler bu bedava yurtlara teslim ederler çocuklarını. Artık hangi tarikat, hangi vakıf daha çok sahip çıkarsa, onun yurduna. Parasal kaynaklarını tahmin etmek çok güç değil.

Peki bizim binlercesinden birisinde bir tüp patlayıp da bina çökünce, yavrucaklar enkaz altında kalınca öğrendiğimiz bu yurtlarda ne öğretiyorlar çocuklara? Eh bunu da tahmin etmek zor değil. İşte karşı devrimin eğitim yuvaları, işte toplumsal dönüşümün nüveleri.


İlerleyen saatler; Ölü sayısı 15'e yükselmiş. Gazetelerin internet sitelerinden takip ediyorum. Bir yandan da köşe yazarlarını okuyorum. Anayasa Mahkemesi AKP hakkında kapatmama kararı vereli 2 gün oluyor. Yorumlar tam gaz devam. Milliyet'ten Hasan Cemal de yazısını kapatmama kararına ayırmış. Diyor ki: "Yüksek Mahkeme, AKP’yi kapatmadı ama “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olduğuna hükmetti. Erdoğan’ın buna itirazı var. Haklı bir itiraz bu. AKP’nin laiklik konusunda bazı yanlışları olduğuna inanmakla birlikte, bu partinin laiklik karşıtı bir odak olduğunu ben de düşünmüyorum."

Sabaha karşı namaz kılmak üzere kaldırılan 12-16 yaş arasındaki kız çocukları patlayan bir binanın enkazında can çekişirken okuyorum bu yazıyı. Bu bina "laiklik karşıtı odak" mıdır acaba?

Sonra yazıyı okumaya devam ediyorum. Efendim Hasan Cemal kapatmama kararını Dışişleri bakanıyla birlikte Tahran'dan dönerken uçakta öğrenmiş. Uydu telefonundan öğrenmiş. Hem de Sayın Bakan'ın yanındaymış. Bir de fotoğraf var. İşte bu fotoğraf:


Bu da Hasan Cemal'e göre fotoğrafın hikayesi şöyleymiş:
Uçağımız önceki gün Ankara’ya inerken şöyle dedi Babacan:
“Yola devam! Türkiye her şeyi özgürce tartıştıkça, Türkiye her şeyi özgürce konuşup yazdıkça, sonunda her şeye sağduyu ve rasyonel düşünce çizgisi hakim oluyor, olacak. Türkiye açık toplum oluyor. Demokrasinin özü de bu.”
Bir fotoğrafın hikayesi işte böyle.


Sayın Hasan Cemal acaba çöken kuran kursu fotoğraflardan da sağduyu, rasyonel düşünce ve açık toplum hikayesi çıkarabilir miyiz? Demokrasinin özü bu çocuklarımızın büyüdüklerinde vereceği oylar mı olacaktır?

Son bir not: Ben de Yüksek mahkeme'nin AKP yi kapatmama kararı vermesini hem bu ülkenin içinde bulunduğu şartlar hem de demokrasi açısından olumlu buluyorum. Ancak Yüksek mahkeme'nin 11 üyesinden 10'unun bu partiyi laiklik karşıtı eylemlerin odağı olarak tescil etmesini kimse kulak ardı etmesin. Özellikle de AKP.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

HASAN CEMAL maçları izlemeye gitsin onun için en uygun yer orası..

Adsız dedi ki...

etnik kimliği, siyasi görüşü ne olursa olsun evlatlarımız gidiyor, birer ikişer, üçer gittikleri evlerinde bir yangın yeri bırakarak. bu yazıdaki tespitlrinize katılmıştım ve inşallah son olur demiştim, ama gelin görünki 5 gündür hala içim yanıyor, aynı acıyla..hiçbirini tanımasam da ne tadım var ne tuzum.çünkü yine ihmal ihmal, salak yöneticiler.insanın evladını çzünden sakınırkan biranda kaybetmesi çok acı, dediklerimiz özellikle evlat sahibi olanlar anlıycak, içimiz yanıyor gerçekten...